Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

 

MAALESEF DENİZLİM TURİZM BAŞKA BİR ŞEY!

MAALESEF DENİZLİ'DEKİ TÜM MESLEK GRUBLARINDAN HERKES TURİZMİ BİLİR GİBİ KONUŞUR; 1972 YILINDAN BU YANA TURİZMDEYIM, 10.NCU 5 YILLIK PLAN TURIZM KOMISYON UYELİĞİ YAPTIM, NEZAKETEN SUSUYORUZ, ÇÜNKÜ EN UFAK BİR OLUMSUZ HABER TURİZMİ ETKİLER. ANCAK TURİZMLE ALAKASI SADECE UÇAK BİLETİ ALMAK VE OTELDE KALMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY OLMAYAN HERKES TURİZM KONUŞUR, FİKİR BEYAN EDER, DENİZLİ’YE TURLARI GETİRİRLE. HENÜZ GÖRMEDİK TUR OTOBÜSÜ HA DENİZLİMDE GETİRDİKLERİ,  DENİZLİDE KÜTÜREL VARLIKLARIMIZI GEZDİRİRLER, KALE İÇİ VE CAMİLERİMİZİ GÖSTERİRLER VS VS.GEÇİN HEMŞERİM EN SON NE ZAMAN YABANCI TURİST OTOBÜSÜ GÖRDÜNÜZ YENİ CAMİMİZDE. ESKİDEN İKİNCİ TİCARİ YOLA BASTIYALI TURİZM VE FREE TIME TUR OTOBUSLERI OZELLIKLE ISKANDINAV TURISTLER GELİRDİ; NASIL GELİRDİ, KİMLER SEBEP OLURDU SORUN BAKALIM HACI ŞERİF NECİP HELVACI BEYE. YA KARDEŞİM 40 KİŞİLİK YABANCI TURİST OTOBÜSÜ İNDİĞİNDE TUVALETİNİZ YOK BE DENİZLİDE ALLAH AŞKINA. DENİZLİDE HİÇ BİR TURİZMCİ, MİMARLIK, MUHENDİSLİK, HEKİMLİK, BELEDİYECİLİK VD MESLEK GRUBLARI HAKKINDA HIC BİR YORUM YAPMAZ, GORUŞ BİLDİRMEZ.  AMA BENİM KOCA DENİZLİMDE HERKES TURİZM HAKKINDA HERKES PAMUKKALE HAKKINDA KONUŞUR DA KONUŞUR. HİÇBİR DENİZLİLİNİN BENCE NE TURİZM NE DE PAMUKKALE HAKKINDA KONUŞMAYA HAKKI YOKTUR! KİMSE ALINMASIN.NE YAPTI DENİZLİLİ TURİZM İÇİN? KOCA BİR HİÇ! PAMUKKALE’DE DENİZLİLİ BİR İŞ ADAMININ 5 YILDIZLI OTELİ VAR MI? YOK! PAMUKKALE DANIŞMA YÖNLENDİRME TOPLANTILARINA TUM DENİZLİ KATILIMCILARI AĞIZ BİRLİĞİ EDİP ‘’YIKILSIN ANTIK ALANDAKI OTELLER, YOL KAPANSIN’’ VS DİYE GELİRDİ ANKARA’YA. YIKILMASIN REVİZE EDİLSİN DEDİĞİMİZDE SİZ DENİZLİLİSİNİZ ALİ AKTURK DUYGUSAL KONUŞUYORSUNUZ DERLERDİ, BUNA TURİZMCİ ARKADAŞIM NURETTİN KOÇAK’TA ŞAHİTTİR. DENİZLİ TURİZM GEÇMİŞİNDE HİÇ BİR YETKİLİ, NE MUZE, NE KULTUR NEDE TURİZM MÜDÜRLERİ TURİZMCİYE NE YOL GÖSTERMİŞ, NE BİR FİKİR NE DE YÖNLENDİRME YAPMAMIŞLARDIR; SON 30 SENEDİR. DOLAYISI İLE İLGİ GÖSTERMEDİĞİN SAHİPLENMEDİĞİN NE PAMUKKALE HAKKINDA NE DE HİÇ ANLAMADIĞIN VE DESTEKLEMEDİĞİN TURİZMCİDEN VE TURİZMDEN BİR ŞEY BEKLEMENİZ DOĞRU OLMAZ.PAMUKKALEYE TURİST GETİRMEK KOLAY DEĞİLDİR ARKADAŞLAR, SAHİLLERDEN ÇIKAN TURLARDA EN ÇOK ZAMAN HARCANAN TURDUR PAMUKKALE TURU, PROĞRAMI YOĞUNDUR, TURİSTİN GELDİĞİ BÖLGEDE ODASI VE HER ŞEY DAHİL KONAKLAMASI VARDIR GERİ DÖNMEK İSTER, KİMSE NE CAMİYE NE DE DENİZLİ İÇİNDE YAPILACAK MUZEYE TURİST BEKLEMESİN GELMEZ GELEMEZ, ATIP TUTMAYIN, HARİÇTEN GAZEL OKUMAYIN. ANADOLU TURU İLE GELSİN, SAHİLLERDEN GELSİN TURİSTİN PAMUKKALEDE HARCAYACAĞI ZAMAN 3-4 SAATTİR HEPSİ BU. HA ANADOLU TURLARI Kİ SAYILARI İNŞALLAH ARTSIN Kİ, OTELLERİMİZDE BİR GECE DE OLSA KONAKLAMA YAPSIN KİM İSTEMEZ. PAMUKKALEDE VEYA DENİZLİDE TURİSTE NE VEREBİLİRSİNİZ. TRAVERTENLERDE SELFIE ÇEKEİLİYOR TURİST 15 DAKİYA YETER HAVA ÇOK SICAK YA DA KIŞIN SOĞUK, TRAVERTENDE UZANIP NEDEN GÜNEŞLENMESİNİ YASAKLADINIZ SORMAZLAR MI? ESKİDEN TRAVERTENDE GÜNEŞLENEN TURİSLER 10-15 GÜN KALAN TURİSTLER VARDI ÜLKEYE 7 MİLYON TURİST GELİRKEN VE BUNLARIN % 14’Ü PAMUKKALEYE GELİRDİ, BU SAYI DA 936.000 YABANCI TURİSTTİR. KONAKLAMA SAYILARI DA UZUN OLUNCA HAKİKATEN İŞ ADAMLARI OTELLER YAPTILAR, ONLARIN ŞANSSIZLIĞI KORUMA İMAR PLANININ HEM ÖZÜNDEKİ HATALI KARARLAR HEM DE UYGULAMASINDA KAYBEDİLEN ZAMANLAR OLDU. HIERAPOLIS TARIHI BOYUNCA 60.000 İLE 120.000 ARASINDA NÜFUS BARINDIRMIŞ BİR TEKSTİL, ZEYTİNYAĞI, MERMER ŞEHRİ BU HİERAPOLİSLİLER DE TRAVERTENİ KARARTMAMIŞDA HER GÜN GELEN 5-10 BİN TURİST Mİ TRAVERTENLERİ KARARTMIŞ! BU YANLIŞ VE PAMUKKALE TURİZMİNİ BİTİREN YASAKLARA TÜM DENİZLİLERİM İNANDI SES ÇIKARMADI DAHA DESTEKCİ OLDU BAZI STK’LAR. TARİHİNDE TRAVERTENLER HİÇBİR ZAMAN İNSAN ÖĞESİNE YASAKLANMAMIŞTIR.TA Kİ 14 MAYIS 1997 TARİHİNE KADAR. AKSİNE İNSANLARIN TRAVERTENLERDE BULUNMASI İLE TRAVERTENLER DAHA GÜZEL BEYAZLAMIŞ, SUYUN BEYAZLATMA ÖZELLİĞİ İNSANLARIN YAPTIĞI DALGALANMA VE SUYUN İÇİNDEKİ BEYAZLIĞI SAĞLAYAN MÜSEKKİN MADDELERİ ÖTELEMESİ İLE DAHA UÇ NOKTALAR BEYAZLATILMIŞTIR. İNSAN ÖĞESİ İLE TRAVERTEN HAVUZCUKLARI BEYHUDE DERİNLEŞMEMİŞ, YANİ KENARLARINDAN BÜYÜMEMİŞ VE DOLAYISI İLE DAHA AZ TERMAL SU İLE DOLMUŞ VE DAHA ÇABUK SU BUHARLAŞMIŞ VE BEYAZLIK SAĞLAYAN MÜSEKKİN KALSİYUM HİDROKSİT ÇAMURU KOLAY KURUMUŞTUR.ŞU AN TRAVERTEN HAVUZÇUKLARI GEREKSİZ DERİNLİKLERE SAHİP OLMUŞTUR. KURUMALARI UZUN ZAMAN ALMAKTADIR. RÜZGÂRIN GETİRDİĞİ TOZLAR BU UZUN ZAMANDA KURUMAYAN TRAVERTENE İNMEKTE MÜSEKKİN MADDE İÇERİĞİNİ ÖZELLİĞİNİ KAYBETMEKTEDİR. BU TOZ İNMESİ İLE TRAVERTEN HAVUZCUKLARINDA KÜÇÜK OTLAR ÇIKMAKTADIR. DENİZLİ BÖLGESİNDE TURİSTLERİMİZİN UZUN KONAKLAMASI İSTENİYORSA SADECE TERMAL SAĞLIK TURİZM DEĞİL PAMUKKALE ANTİK ALANINDA İYİ NİYETLE DE BAŞLAMIŞ OLSA GEÇMİŞTE YAPILAN BÜYÜK KORUMA AMAÇLI İMAR PLANI HATALARI DÜZELTİLMELİDİR. ANTİK KANALLAR TEKRAR ESKİSİ GİBİ TRAVERTENLERE TERMAL SUYU TAŞIMALIDIR. GÖRSEL OLARAK BERBAT OLAN BETON KANALLARA SON VERİLMELİDİR. KAPALI BETON KANALLAR TRAVERTENLERE BEYAZLATMAYA HAZIR SU TRANSFERİNİ ÖNLEMEKTEDİR. SUYUN AÇIK KANALLARDA SOĞUMASI, BU SAĞUMA ZAMANI İÇİNDE DE KARBONDİOKSİT KAYBETMESİ GEREKLİDİR. ANCAK BU ŞEKİLDE MUHTEŞEM BİR BEYAZLIK ELDE EDİLEBİLİR. KALSİYUMKARBONAT YOĞUNLUĞUNDAKİ 36-37 SANTİGRAT SICAKLIKTAKİ TERMAL SU AÇIK ANTİK KANALLARLA SOĞUYARAK GİDERKEN KANBON DİOKSİT KAYBETMEKTE, SU BEYAZLATACAK MÜSEKKİN MADDE KALSİYUM HİDROKSİT BIRAKMAYA HAZIR HALE GELMEKTEDİR. O KADAR BUYUK ŞEHİR İNŞA ETMİŞ HİERAPOLİSLİLER ŞEHİRİ BAŞTAN SONA MERMER KANALİZASYONLARLA DÖŞERKEN TAPTIKLARI, TERMAL SUYA NEDEN ÖZEL MERMER KANALLAR YAPMAMIŞLAR ACABA! GÜZELİM BEYAZ TRAVERTENLER ESKİDEN OLDUĞU GİBİ 14.MAYIS.1997 TARİHİNDEN ÖNCESİNDEKİ GİBİ İNSANLARA AÇILMALIDIR.TRAVERTENLERİMİZ BİZİM PLAJIMIZDI.SAHİLLERE GELEN TURİSTLERİN PLAJLARDA GÜNEŞLENMESİ YASAKLANIYOR MU HAYIR, AMA MAALESEF DENİZLİ KORUMA KİSVESİ ALTINDA TRAVERTENLERİMİZ HİÇ BİR DENEME YAPILMADAN YASAKLANDI, ÇOK AĞIR BİR KARARDI, DENİZLİ TURİZMİ İÇİN, RAKİPLERİMİZİ SEVİNDİREN BİR KARARDI.HA BİRDE O ZAMANLAR  SAKIN DEMEYİN HİERAPOLİS’TE BİLİM VE BİLİM ADAMLARI YOKTU VS GERİYDİ. HİERAPOLİSLİLERDEN ROMAYA BİRÇOK EĞİTMENLER GİTMİŞTİR ROMA’YA, İAMAN HA... MAALESEF DENİZLİM ATILAN OK GERİ GELMİYOR, AMA DENİZLİ VE PAMUKKALE TURİZMİ İÇİN ÇÖZÜM YOLLARI MÜMKÜN YETERKİ ÖNCE SORUNLARDA ANLAŞALIM, ELBET BİR YOLU VAR DENİZLİ BİRLİK OLSUN YETER….GELECEK SEFERE GÖRÜŞÜRÜZ. ALİ AKTÜRK

 

DENİZLİ UYGARLIĞIN BEŞİĞİ

Denizli uygarlığın beşiği Denizli 8 uygarlığa ev sahipliği yaptı. Bu uygarlıklar geride 50 kent bıraktı. Önemli ticaret merkezleri ve en büyük tıp fakültesi bu topraklardaydı.Üzerinde yaşadığımız topraklar MÖ 5500 yılından bu yana, yani 7 bin 500 yıldır uygarlıklara ev sahipliği yapıyor. 13 ü büyük tam 50 antik kent var bu topraklarda. Bugüne kadar; önce Anadolu'nun yerel kavimleri daha sonra Hititler, Lidyalılar Frigler, Helenistik uygarlıklar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları verimli toprakları ve coğrafi konumu nedeniyle yerleşmek için tercih ettiler bu toprakları. HANGİ KENT NEREDE?

 

ГОРОД УСОПШИХ (НЕКРОПОЛЬ)

Традиции похорон и захоронения:        В Хиераполисе имеются могилы разных типов. Первые – это гробницы Тимулуса (курган, окруженный крепидой, вмещавшей несколько захоронений). Сверху, на них устанавливали фигуру фаллоса, как символ плодородия и изобилия. Это семейные могилы. Каждый фамильный склеп, куда хоронили членов одной семьи, был окружен каменными стенами. И за это, семья ежегодно выплачивала определенную сумму денег. Благодаря подведению воды, окружение могил было похоже на цветочный сад. Для подъема к некоторым гробницам, установленных на подиум, сделаны каменные лестницы, которые также использовались и для либаций (святых подношений). Зажиточного усопшего в некрополь сопровождали наемные плакальщицы, а слезы этих плакальщиц собирались в небольшие стеклянные сосуды и опускались в могилу. Это было признаком состоятельности умершего. Затем устраивалась трапеза для участников похоронного шествия.
Anasayfa

HIERAPOLIS-PAMUKKALE

Frigyanın önemli Hellenistik-Roma kenti Hierapolis, İç Anadoluyu Akdenizle birleştiren yol boyunda yer alan Lykos Nehri Vadisine hakimdi. Antik kentin kalıntıları; sıcak su kaynaklarından çıkan suların akması sonucu oluşan beyaz kalker oluşumları için türkçede Pamuk Kalesi olarak adlandırılan mevkiide, Denizli İlinde bulunurlar.

.

Son yıllarda yapılan kazı çalışmaları; Hierapolisin, olasılıkla Hellenistik Döneme tarihlenebilen, kuzey-güney ekseninde; büyük plateia boyunca dikgen bir yol ağı oluşturarak şehiri daha çok uzatılmış düzenli adalara bölen şehir planının tanınmasına olanak vermiştir. Bu planın içinde kamu binaları ve konutlar sıralanmaktaydı. Kentin kuzeyinde, Tripolise gidilen yol boyunca, İ.Ö. II ve I. yy. arasında, İmparatorlık Çağında mezar ve mezar yapılarıyla gelişecek ilk nekropol merkezleri ortaya çıkmıştır. Kentin daha iyi tanımlanabilen anıtsal görünüşü, Flavius Döneminde, İ.S. 60 yılındaki yıkıcı depremden sonra ve İ.S. I. yy.ın sonuyla III. yy.ın arasında yaratılmıştır. Gerçekten de; içlerinde tiyatro, Apollon Tapınağının duvarı, ticari agora, iki büyük çeşme binası ve bunun gibi eserler olan başlıca anıtların inşası bu devire çıkar. Kentin gelişimi, İ.S. IV. yy. sırasında, ticari agoranın da dahil olduğu bütün bir şehir alanını yıkan şiddetli bir deprem yüzünden beklenmedik bir duraklamaya uğrar. İ. S. IV. yy.ın sonunda Bizans Savunma Duvarlarının inşasıyla beraber, kentin kuzey kesimi ticaret agorasıyla birlikte kentin şehirsel çevresinden çıkmış ve inşaat malzemeleri elde etmek için bir taş ocağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hierapolis bu dönemde önemli bir hıristiyanlık merkezi haline gelmiş ve ana yol aksı boyunca kent dışı kilise (Hamam-Kilise), Vaftizhanesi ile beraber büyük Katedral, Direkli Bazilika ve doğu tepesinde St. Philipin Martyrionu inşa edilmiştir. İ.S. VI.yy.ın sonunda bir başka deprem, Bizans Sur Duvarlarıda dahil olmak üzere kentin yapılarının büyük kısmını yıkmıştır. Son yıllarda, düzlüğün bir ucuna devşirme malzemeyle inşa edilen kaleyi referans alan yerleşim yerinin tarım birimlerine dönüşmesini kanıtlayan Ortaçağ dönemleri de sistematik bir şekilde araştırılmışlardır.

AGORA :Frontinus Yolu ve doğudaki dağın yamaçları arasındaki geniş alan, İ.Ö. II. yy. boyunca, Hierapolisin ticari Agorasının çıkarılabildiği büyük bir meydana dönüşmüştür. 170 metre genişliğinde ve 280 metre boyundadır. Agora, kuzey, batı ve güney kenarlarından ionik fasadlı ve iç kısmında korinth tipi sütun dizisi yer alan mermer portikolarla (stoai) çevrilmiştir. Doğu kenarındaysa, 4 metrelik mermer bir merdiven sırası üzerine yerleştirilmiş, meydana hakim olan anıtsal Stoa-Bazilika'nın kalıntıları korunmaktadır. Stoa-Bazilika'nın iki katlı bir fasadı ve İon tipi kaideleri ve başlıkları olan ve ion tipi olanlarda da bulunan yan kenarlarda sakallı maskelerin olduğu, yüksekçe yivli yarım sütunların üzerlerine dayandığı dörtgen kesimli sütunlu bir portikosu vardı. Üst kat, kırmızımsı çakıldan yarım sütunlarla beyaz mermerden korinth başlıklarına sahip sütun dizisiyle donatılmıştı. Stoa-Bazilikaya giriş; sfenksli ve boğaları ısıran aslanlarla figürlü başlıkların dayandığı sütunlarla ileri doğru uzanmış bir gövde tarafından belirtilmekteydi. 

ION BASLIKLI EV:Tiyatroya taşıyan İkincil bir cadde (stenopos) boyunca bir yerleşim kompleksi açığa konmuştur İonik Başlıklı Ev. Ev, her kenarında üç sütun olan bir dörtgen peristyle açılan değişik mekanlardan oluşturulmuştur. 2.95 m. yüksekliğinde ince sütunlar parçacıklı kırmızımsı mermerdendir,  beyaz mermerden İon stilinde başlıklar eve adını verirler. Yıkıntılar içinden oniksten daha küçük boyutlarda başka İon başlıklı sütunların bulunması, en azından evin merkezi kısımda bir üst katın varlığının iddia ettirebilir. İkinci bir katın varlığı, aynı zamanda yapının üzerine yıkıldığı döşemeyi oluşturanlara göre ölçüleri daha küçük olan pişmiş toprak tuğlalarca da doğrulanmıştır. Kazı, İ.S. II.yy.dan X. yy.a kadar bir dizi devamlılık ve yeniden yapılma dönemlerinin oluşturulmasına olanak vermiştir. Yapının orijinal oluşumu, mimari elemanların stil özelliklerini ve pişmiş toprak  opus spicatum taban döşemesini temel alarak, İ.S. II.yy.a verilebilir. Ev, aralarında Dionysos başlı bir Herm ve sakalllı bir tanrı başının olduğu bir çok mermerden süsleme eşyasının gösterdiği gibi  kentin bir aristokratik ailesine ait olmalıydı.

Ev, İ.S. IV. yy.daki deprem sırasında ağır yıkımlara uğramış; tekrar yapım devresinde (i.S. V. yyın başlangıcı) peristyle etrafındaki mekanların organizasyonu değiştirilmiş ve opus sectile döşemeli ve mermer duvar tabanı süslü yeni bir mekan kazanılmıştır.

LATRİNA:

Şehrin girişinde, Frontinus Kapısından hemen sonra, büyük bir kamusal Latrina bulunur (İ.S. I. yy). Yapı, İ.S. VII yy. depreminin yolaçtığı yıkıntı durumu içinde bulunmuş ve sonra değişik elemanların orjinal posizyonlarında bir araya getirilmesi ve birleştirilmesiyle tekrar inşa edilmiştir. 20 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde olan yapıya kısa kenarlarından girilmektedir. İki yan girişten, üç basamaklı bir merdiven vasıtasıyla binanın cadde tabanına göre yaklaşık bir metre daha alçakta olan orjinal seviyesine inilmektedir. Tek bir odadan oluşan yapının iç kısmı, büyük traverten bloklu çatıyı taşıyan dorik tek parça bloktan oluşan sütun sırası tarafından boylamasına iki nefe ayrılmıştır. Bir kanal dört tarafı da dolaşarak atıkları Frontinus Caddesinin kanalizasyonuna taşımaktaydı; perimetral duvarlar boyunca oturakların yerleştirildiği yuvalar görülmektedir.

MARTRION: Yapı, İ.S. IV. yy.ın sonu V.yy. başında, kente ve çevresine hakim bulunan bir plato üzerinde, bütün bir nekropol alanının içinde inşaa edilmiştir. Yapı, sekizgen bir merkez mekana açılan dikdörtgen mekanları çevreleyen bir dizi çevre odadan oluşmaktadır. Kompozit mermer başlıklar tarafından süslenmiş sütunlar tarafından desteklenen üç kemerin aracılığıyla dikdörtgen mekanlar sekizgen ana mekana açılırlar. Merkez mekan, mermer döşeme levhalarıyla kaplanmıştı ve bir yangın sonucu tahrip olan ince yaprak kurşun levhayla kaplanmış bir tahta kubbeyle örtülmüştü. Yan mekanların büyük tesseralarla yapılmış geometrik ve yonca, yanlarda geniş örgülü ve bitkisel dal motifli mozaik döşemeleri vardı.

Bu merkez planlı yapı martyriaların tipik örneği olarak nekropol bölgesinde ortaya çıkmış Havariler Döneminde Hierapolise yerleşmiş Diyakoz Phillipin geleneğine bağlanmıştır. 

BİZANS DUVARLARI: Bizans sur duvarları İ.S. IV. yyın sonuyla İ.S. V.yyın başında inşa edilmişlerdir. Çok görkemli olmayan bu duvarlar, yanlızca 2.50 metre genişlikte ölçülmüştür ve kamu binalarının özellikle de Agoranın Stoaları'nın yıkımından gelen bloklarla doldurulmuşlardır. Surlar, Roma Dönemi yerleşmesinin hemen hemen hepsini kapsamaktadır ve araziyi kontrol etmek için stratejik noktalara dağıtılmış 24 adet dörtgen planlı kuleyle teçhiz edilmiştir. Ana caddeye karşılık gelen yerlerde, biri kuzeyde, biri güneyde olmak üzere iki kapı açılmış; güney yan boyunca bulunan iki dehlizden Philip Martyrionuna ve doğu nekropolünün mezarlarıyla bağlantı sağlanmaktaydı. Kuzey kapısının yanlızca tek bir geçişi ve kemeri vardır ve kare planlı iki kuleyle desteklenmiştir. Fornice'nin üst kısmında büyük olasılıkla yer alan  ve daha antik yapılara ait olan  4 adet aslan kafalı konsol düştükleri pozisyonda bulunmuşlardır

NECROPOL: Geniş nekropoller, şehrin dışında yer almaktadırlar; sayısal olarak ve anıtların görkemliliğiyle en önemlisi kuzey nekropoludur. Mezar mimarisi, olağanüstü çeşitlilikte tip ve çözümler sunar. En antik gömütler Hellenistik Döneme (I.Ö. II.-I. yy) verilebilen, beşik tonozlu mezar odasını örten topraktan yapılma koni biçiminde yuvarlak biçimli bir duvar tarafından çevrilmiş üzerine giriş kapısının açıldığı tümülüs biçiminde olanlardır. Daha geç dönemden olan mezar anıtları, kaide üzerine yerleştirilmiş basit bir lahitten veya çatısının üzerine bir veya daha çok lahitin yerleştirildiği, ön yüzlerinde evlerin taklid edilmiş olduğu daha kapsamlı binalara kadar çeşitlilik gösterirler.

TRİTONLU ÇEŞME BİNASI: Tritonlu Çesme Binası, Apollon Tapınağının yakınlarındaki çeşme binasıyla beraber şehirdeki iki büyük anıtsal binadan biridir. Yapı, caddeye açılan 70 metre uzunluğunda bir havuzdan ve içlerine heykel konulmak için nişlerin kazıldığı iki kıvrımdan oluşmuştu. 1993 yılında başlayan yapının sistematik kazıları; büyük havuzun içine düşmüş ve kalın bir kalker tabakası tarafından kaplanmış yapının mimari ve figürlü dekorasyon elemanlarının yeniden elde edilmesine olanak vermiştir. Özellikle önemli olanlar; Amazzonamachia sahnesinin olduğu bloklar ve kaynak ve nehirlerin kişileştirildiği kabartmalardır. Mimari elemanların stilistik karakterleri ve bir arşitrav üzerine yazılmış İmparator Alexander Severusa ithaf, kompleksin İ.S. III.yy.ın ilk yarısına tarihlenmesini yaparlar.

TİYATRO: Şehir merkezinin yaklaşık dört adasını kaplayan yapı, bir bölümüyle kayalık eteğe oturur. Çok dik olan Cavea orta diazoma tarafından ikiye bölünmüştür ve düşey olarak 9 Cuneiden (kerkides) 8 basamaktan oluşur; üst bölümde summa caveanın galerisi vardı. Ima Caveanin ortasında bitim kısımları aslan pençesi biçiminde olan, uzun arkalıklı, yüksek sınıfları misafir etmek için kullanılan proedrianın mermer bir exedra oturma sırası görülür.

Cavea; sahne binasıyla birleşerek, Roma  mimarisinin modellerine göre kapalı ve birleşik bir yapı oluşturur.  Sahneden yanlızca ilk kat korunmuştur; üst kısım sahne ve orkestranın üzerinde yıkıntı olarak bulunmuştur. Ön sahnenin duvarı, ana kapılara karşılık geldiği yerde eksedrada eğimli olan bir podyuma yaslanmaktadır. Podyum, profilli tabanlara dayanır ve akanthus ve mese yapraklarıyla dekore edilmiş, Artemis ve Apollona adanmış kabartma serisi oyulmuş mermer blokları taşıyan kornişleri vardır.

Bu görkemli yapı İ.S. III.yy. da, İmparator Settimius Severusun idaresi altında geçmiş dönem evreleri de içine katarak veya iptal ederek inşa edilmiştir.

APOLLON TAPINAĞI: Altmışlı yıllarda yapılan araştırmalar, kazılar sırasında ortaya çıkan epigrafik dökümanların ortaya koyduğu bilgiler ışığında, Hierapolisin ana tanrısı olan Apollonun kültüne bağlı olan büyük bir mermer yapının varlığını ortaya çıkarmışlardır. Yapı, anıtsal bir merdiven üzerine kurulmuştur ve antik kaynakların bahsettiği yeraltı dünyasının girişi Plutonion olarak tanınan  bir hipoje bir oyuğa girişi kapsar. Tapınak, bir kutsal alan içine yerleştirilmiş, 70 metre genişliğinde, üstünde mermer bir portiko olan bir duvarla (temenos) çevrilmiştir. Kuzey tarafı, tiyatroya giden modern bir yolun geçmesiyle kısmen kapatıldığı için çok az görülebilmektedir. Tapınağın yapısı daha geçdir fakat İ.S. I.yy.dan iki İonik başlığın ve bir Korinth başlığının bulunması alanda daha erken bir tapınak yapısının varlığının ileri sürülmesine olanak vermiştir.

FRONTİNOS CADDESİ: Frontinus Yolu, bütün yerleşimin ortasından geçen ana caddedir (plateia). 14 metre genişliğinde taş ve kaldırımla döşenmiştir; ortasından tek parça bloklarla örtülmüş büyük kanalizasyon geçmektedir. Iki yan boyunca dizilmiş, ev, depo ve dükkan olarak kullanılmış, traverten dorik düzeninde bir fasadla bütünleştirilmiş mekanlar açılmaktadır. Cadde, mimari karakterini bakımından, Roma kentinin anıtsal girisini olusturan Frontinus Kapısıyla beraber organik olarak bir tek projenin içine yerleştirilmiş gözükmektedir.

Üç gözlü kapı, traverten düzenli bloklardan inşa edilmiş ve daire planlı iki kuleyle desteklenmiştir. Fasad üzerindeki mermer Asia prokonsulü Sestus Julius Frontinusa, İmparator Domitianusa ithaf edilen anıtsal yazıt, kapının ve caddenin inşa tarihini İ.S. I. yy.ın sonuna gitmesine olanak verir.

 
Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Anketler

HOW CAN PAMUKKALE BE TOURISM CENTER?
 

ZİYARETÇİ SAYISI

Bugün44
Dün87
Bu Hafta398
Bu Ay1525
Toplam398478

PAMUKKALE THERMAL TOURISM