Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

 

PAMUKKALE ŞAFAK RESTAURANT

PAMUKKALE ŞAFAK RESTAURANTPAMUKKALE YOLU 14.KM.ANA YOL ÜZERİ, TRAVERTENLERE 1 KM KALA SAĞDA.DOĞAL MANZARALI, AYNI ANDA 650 KİŞİNİN AÇIK BÜFE ÖĞLE YEMEĞİ ALABİLECEĞİ BÜYÜKLÜKTE, BÖLGENİN EN HİJYENİK AÇIK BÜFE ÖĞLE YEMEĞİ SUNULAN RESTAURANTI.GRUP YEMEKLERİNİZDE FİYAT ALMADAN KARAR VERMEYİN.OKUL GEZİLERİNDE ÖĞRENCİLERİMİZE UYGUN MENÜ DÜZENLENMEKTEDİR.HER TÜRLÜ DÜĞÜN,NİŞAN,SÜNNET,MEVLÜT,BALO,OKUL MÜSAMERELERİNDE TARTIŞMASIZ HİZMET VE FİYATLAR.ÖZEL GÜNLERİNİZ KAPALI ALANIYLA HER ZAMAN HİZMETİNİZDE.AÇIK BÜFE MENÜ:GÜNÜN ÇORBASITAVUK DÖNER3 ADET ZEYTİNYAĞLI YEMEK,2 ADET YARDIMCI YEMEK (PİLAV,MAKARNA,BULGUR PİLAVI,SİGARA BÖREĞİ,PATATES CİPS VB)18 ADET SOĞUK VE YEŞİLLİK BÜFESİ (SOĞUTUCU DA SUNULUR)2 ADET MEVSİM MEYVESİHAMURLU TATLILAR VE SÜTLÜ TATLILAR 4 ADETLÜTFEN REZERVASYON YAPTIRINREZ:aliakturk1@gmail.com0532355350005427257575 

 

DENİZLİ UYGARLIĞIN BEŞİĞİ

Denizli uygarlığın beşiği Denizli 8 uygarlığa ev sahipliği yaptı. Bu uygarlıklar geride 50 kent bıraktı. Önemli ticaret merkezleri ve en büyük tıp fakültesi bu topraklardaydı.Üzerinde yaşadığımız topraklar MÖ 5500 yılından bu yana, yani 7 bin 500 yıldır uygarlıklara ev sahipliği yapıyor. 13 ü büyük tam 50 antik kent var bu topraklarda. Bugüne kadar; önce Anadolu'nun yerel kavimleri daha sonra Hititler, Lidyalılar Frigler, Helenistik uygarlıklar, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı imparatorlukları verimli toprakları ve coğrafi konumu nedeniyle yerleşmek için tercih ettiler bu toprakları. HANGİ KENT NEREDE?

 

SAFAK RESTAURANT PAMUKKALE

PAMUKKALE ŞAFAK RESTAURANTGRUPYEMEKLERİNDE AÇIK BÜFE ÖĞLE YEMEĞİNDE TARTIŞMASIZ...AYRICA HER TÜRLÜ KUTLAMA, DÜĞÜN,NİŞAN SÜNNET OKUL BALOLARINDA FİYAT ALMADAN KARARVERMEYİNİZ...05323553500aliakturk1@gmail.com ali@pamukkalethermal.com 
Anasayfa

HIERAPOLIS-PAMUKKALE

Frigyanın önemli Hellenistik-Roma kenti Hierapolis, İç Anadoluyu Akdenizle birleştiren yol boyunda yer alan Lykos Nehri Vadisine hakimdi. Antik kentin kalıntıları; sıcak su kaynaklarından çıkan suların akması sonucu oluşan beyaz kalker oluşumları için türkçede Pamuk Kalesi olarak adlandırılan mevkiide, Denizli İlinde bulunurlar.

.

Son yıllarda yapılan kazı çalışmaları; Hierapolisin, olasılıkla Hellenistik Döneme tarihlenebilen, kuzey-güney ekseninde; büyük plateia boyunca dikgen bir yol ağı oluşturarak şehiri daha çok uzatılmış düzenli adalara bölen şehir planının tanınmasına olanak vermiştir. Bu planın içinde kamu binaları ve konutlar sıralanmaktaydı. Kentin kuzeyinde, Tripolise gidilen yol boyunca, İ.Ö. II ve I. yy. arasında, İmparatorlık Çağında mezar ve mezar yapılarıyla gelişecek ilk nekropol merkezleri ortaya çıkmıştır. Kentin daha iyi tanımlanabilen anıtsal görünüşü, Flavius Döneminde, İ.S. 60 yılındaki yıkıcı depremden sonra ve İ.S. I. yy.ın sonuyla III. yy.ın arasında yaratılmıştır. Gerçekten de; içlerinde tiyatro, Apollon Tapınağının duvarı, ticari agora, iki büyük çeşme binası ve bunun gibi eserler olan başlıca anıtların inşası bu devire çıkar. Kentin gelişimi, İ.S. IV. yy. sırasında, ticari agoranın da dahil olduğu bütün bir şehir alanını yıkan şiddetli bir deprem yüzünden beklenmedik bir duraklamaya uğrar. İ. S. IV. yy.ın sonunda Bizans Savunma Duvarlarının inşasıyla beraber, kentin kuzey kesimi ticaret agorasıyla birlikte kentin şehirsel çevresinden çıkmış ve inşaat malzemeleri elde etmek için bir taş ocağı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Hierapolis bu dönemde önemli bir hıristiyanlık merkezi haline gelmiş ve ana yol aksı boyunca kent dışı kilise (Hamam-Kilise), Vaftizhanesi ile beraber büyük Katedral, Direkli Bazilika ve doğu tepesinde St. Philipin Martyrionu inşa edilmiştir. İ.S. VI.yy.ın sonunda bir başka deprem, Bizans Sur Duvarlarıda dahil olmak üzere kentin yapılarının büyük kısmını yıkmıştır. Son yıllarda, düzlüğün bir ucuna devşirme malzemeyle inşa edilen kaleyi referans alan yerleşim yerinin tarım birimlerine dönüşmesini kanıtlayan Ortaçağ dönemleri de sistematik bir şekilde araştırılmışlardır.

AGORA :Frontinus Yolu ve doğudaki dağın yamaçları arasındaki geniş alan, İ.Ö. II. yy. boyunca, Hierapolisin ticari Agorasının çıkarılabildiği büyük bir meydana dönüşmüştür. 170 metre genişliğinde ve 280 metre boyundadır. Agora, kuzey, batı ve güney kenarlarından ionik fasadlı ve iç kısmında korinth tipi sütun dizisi yer alan mermer portikolarla (stoai) çevrilmiştir. Doğu kenarındaysa, 4 metrelik mermer bir merdiven sırası üzerine yerleştirilmiş, meydana hakim olan anıtsal Stoa-Bazilika'nın kalıntıları korunmaktadır. Stoa-Bazilika'nın iki katlı bir fasadı ve İon tipi kaideleri ve başlıkları olan ve ion tipi olanlarda da bulunan yan kenarlarda sakallı maskelerin olduğu, yüksekçe yivli yarım sütunların üzerlerine dayandığı dörtgen kesimli sütunlu bir portikosu vardı. Üst kat, kırmızımsı çakıldan yarım sütunlarla beyaz mermerden korinth başlıklarına sahip sütun dizisiyle donatılmıştı. Stoa-Bazilikaya giriş; sfenksli ve boğaları ısıran aslanlarla figürlü başlıkların dayandığı sütunlarla ileri doğru uzanmış bir gövde tarafından belirtilmekteydi. 

ION BASLIKLI EV:Tiyatroya taşıyan İkincil bir cadde (stenopos) boyunca bir yerleşim kompleksi açığa konmuştur İonik Başlıklı Ev. Ev, her kenarında üç sütun olan bir dörtgen peristyle açılan değişik mekanlardan oluşturulmuştur. 2.95 m. yüksekliğinde ince sütunlar parçacıklı kırmızımsı mermerdendir,  beyaz mermerden İon stilinde başlıklar eve adını verirler. Yıkıntılar içinden oniksten daha küçük boyutlarda başka İon başlıklı sütunların bulunması, en azından evin merkezi kısımda bir üst katın varlığının iddia ettirebilir. İkinci bir katın varlığı, aynı zamanda yapının üzerine yıkıldığı döşemeyi oluşturanlara göre ölçüleri daha küçük olan pişmiş toprak tuğlalarca da doğrulanmıştır. Kazı, İ.S. II.yy.dan X. yy.a kadar bir dizi devamlılık ve yeniden yapılma dönemlerinin oluşturulmasına olanak vermiştir. Yapının orijinal oluşumu, mimari elemanların stil özelliklerini ve pişmiş toprak  opus spicatum taban döşemesini temel alarak, İ.S. II.yy.a verilebilir. Ev, aralarında Dionysos başlı bir Herm ve sakalllı bir tanrı başının olduğu bir çok mermerden süsleme eşyasının gösterdiği gibi  kentin bir aristokratik ailesine ait olmalıydı.

Ev, İ.S. IV. yy.daki deprem sırasında ağır yıkımlara uğramış; tekrar yapım devresinde (i.S. V. yyın başlangıcı) peristyle etrafındaki mekanların organizasyonu değiştirilmiş ve opus sectile döşemeli ve mermer duvar tabanı süslü yeni bir mekan kazanılmıştır.

LATRİNA:

Şehrin girişinde, Frontinus Kapısından hemen sonra, büyük bir kamusal Latrina bulunur (İ.S. I. yy). Yapı, İ.S. VII yy. depreminin yolaçtığı yıkıntı durumu içinde bulunmuş ve sonra değişik elemanların orjinal posizyonlarında bir araya getirilmesi ve birleştirilmesiyle tekrar inşa edilmiştir. 20 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde olan yapıya kısa kenarlarından girilmektedir. İki yan girişten, üç basamaklı bir merdiven vasıtasıyla binanın cadde tabanına göre yaklaşık bir metre daha alçakta olan orjinal seviyesine inilmektedir. Tek bir odadan oluşan yapının iç kısmı, büyük traverten bloklu çatıyı taşıyan dorik tek parça bloktan oluşan sütun sırası tarafından boylamasına iki nefe ayrılmıştır. Bir kanal dört tarafı da dolaşarak atıkları Frontinus Caddesinin kanalizasyonuna taşımaktaydı; perimetral duvarlar boyunca oturakların yerleştirildiği yuvalar görülmektedir.

MARTRION: Yapı, İ.S. IV. yy.ın sonu V.yy. başında, kente ve çevresine hakim bulunan bir plato üzerinde, bütün bir nekropol alanının içinde inşaa edilmiştir. Yapı, sekizgen bir merkez mekana açılan dikdörtgen mekanları çevreleyen bir dizi çevre odadan oluşmaktadır. Kompozit mermer başlıklar tarafından süslenmiş sütunlar tarafından desteklenen üç kemerin aracılığıyla dikdörtgen mekanlar sekizgen ana mekana açılırlar. Merkez mekan, mermer döşeme levhalarıyla kaplanmıştı ve bir yangın sonucu tahrip olan ince yaprak kurşun levhayla kaplanmış bir tahta kubbeyle örtülmüştü. Yan mekanların büyük tesseralarla yapılmış geometrik ve yonca, yanlarda geniş örgülü ve bitkisel dal motifli mozaik döşemeleri vardı.

Bu merkez planlı yapı martyriaların tipik örneği olarak nekropol bölgesinde ortaya çıkmış Havariler Döneminde Hierapolise yerleşmiş Diyakoz Phillipin geleneğine bağlanmıştır. 

BİZANS DUVARLARI: Bizans sur duvarları İ.S. IV. yyın sonuyla İ.S. V.yyın başında inşa edilmişlerdir. Çok görkemli olmayan bu duvarlar, yanlızca 2.50 metre genişlikte ölçülmüştür ve kamu binalarının özellikle de Agoranın Stoaları'nın yıkımından gelen bloklarla doldurulmuşlardır. Surlar, Roma Dönemi yerleşmesinin hemen hemen hepsini kapsamaktadır ve araziyi kontrol etmek için stratejik noktalara dağıtılmış 24 adet dörtgen planlı kuleyle teçhiz edilmiştir. Ana caddeye karşılık gelen yerlerde, biri kuzeyde, biri güneyde olmak üzere iki kapı açılmış; güney yan boyunca bulunan iki dehlizden Philip Martyrionuna ve doğu nekropolünün mezarlarıyla bağlantı sağlanmaktaydı. Kuzey kapısının yanlızca tek bir geçişi ve kemeri vardır ve kare planlı iki kuleyle desteklenmiştir. Fornice'nin üst kısmında büyük olasılıkla yer alan  ve daha antik yapılara ait olan  4 adet aslan kafalı konsol düştükleri pozisyonda bulunmuşlardır

NECROPOL: Geniş nekropoller, şehrin dışında yer almaktadırlar; sayısal olarak ve anıtların görkemliliğiyle en önemlisi kuzey nekropoludur. Mezar mimarisi, olağanüstü çeşitlilikte tip ve çözümler sunar. En antik gömütler Hellenistik Döneme (I.Ö. II.-I. yy) verilebilen, beşik tonozlu mezar odasını örten topraktan yapılma koni biçiminde yuvarlak biçimli bir duvar tarafından çevrilmiş üzerine giriş kapısının açıldığı tümülüs biçiminde olanlardır. Daha geç dönemden olan mezar anıtları, kaide üzerine yerleştirilmiş basit bir lahitten veya çatısının üzerine bir veya daha çok lahitin yerleştirildiği, ön yüzlerinde evlerin taklid edilmiş olduğu daha kapsamlı binalara kadar çeşitlilik gösterirler.

TRİTONLU ÇEŞME BİNASI: Tritonlu Çesme Binası, Apollon Tapınağının yakınlarındaki çeşme binasıyla beraber şehirdeki iki büyük anıtsal binadan biridir. Yapı, caddeye açılan 70 metre uzunluğunda bir havuzdan ve içlerine heykel konulmak için nişlerin kazıldığı iki kıvrımdan oluşmuştu. 1993 yılında başlayan yapının sistematik kazıları; büyük havuzun içine düşmüş ve kalın bir kalker tabakası tarafından kaplanmış yapının mimari ve figürlü dekorasyon elemanlarının yeniden elde edilmesine olanak vermiştir. Özellikle önemli olanlar; Amazzonamachia sahnesinin olduğu bloklar ve kaynak ve nehirlerin kişileştirildiği kabartmalardır. Mimari elemanların stilistik karakterleri ve bir arşitrav üzerine yazılmış İmparator Alexander Severusa ithaf, kompleksin İ.S. III.yy.ın ilk yarısına tarihlenmesini yaparlar.

TİYATRO: Şehir merkezinin yaklaşık dört adasını kaplayan yapı, bir bölümüyle kayalık eteğe oturur. Çok dik olan Cavea orta diazoma tarafından ikiye bölünmüştür ve düşey olarak 9 Cuneiden (kerkides) 8 basamaktan oluşur; üst bölümde summa caveanın galerisi vardı. Ima Caveanin ortasında bitim kısımları aslan pençesi biçiminde olan, uzun arkalıklı, yüksek sınıfları misafir etmek için kullanılan proedrianın mermer bir exedra oturma sırası görülür.

Cavea; sahne binasıyla birleşerek, Roma  mimarisinin modellerine göre kapalı ve birleşik bir yapı oluşturur.  Sahneden yanlızca ilk kat korunmuştur; üst kısım sahne ve orkestranın üzerinde yıkıntı olarak bulunmuştur. Ön sahnenin duvarı, ana kapılara karşılık geldiği yerde eksedrada eğimli olan bir podyuma yaslanmaktadır. Podyum, profilli tabanlara dayanır ve akanthus ve mese yapraklarıyla dekore edilmiş, Artemis ve Apollona adanmış kabartma serisi oyulmuş mermer blokları taşıyan kornişleri vardır.

Bu görkemli yapı İ.S. III.yy. da, İmparator Settimius Severusun idaresi altında geçmiş dönem evreleri de içine katarak veya iptal ederek inşa edilmiştir.

APOLLON TAPINAĞI: Altmışlı yıllarda yapılan araştırmalar, kazılar sırasında ortaya çıkan epigrafik dökümanların ortaya koyduğu bilgiler ışığında, Hierapolisin ana tanrısı olan Apollonun kültüne bağlı olan büyük bir mermer yapının varlığını ortaya çıkarmışlardır. Yapı, anıtsal bir merdiven üzerine kurulmuştur ve antik kaynakların bahsettiği yeraltı dünyasının girişi Plutonion olarak tanınan  bir hipoje bir oyuğa girişi kapsar. Tapınak, bir kutsal alan içine yerleştirilmiş, 70 metre genişliğinde, üstünde mermer bir portiko olan bir duvarla (temenos) çevrilmiştir. Kuzey tarafı, tiyatroya giden modern bir yolun geçmesiyle kısmen kapatıldığı için çok az görülebilmektedir. Tapınağın yapısı daha geçdir fakat İ.S. I.yy.dan iki İonik başlığın ve bir Korinth başlığının bulunması alanda daha erken bir tapınak yapısının varlığının ileri sürülmesine olanak vermiştir.

FRONTİNOS CADDESİ: Frontinus Yolu, bütün yerleşimin ortasından geçen ana caddedir (plateia). 14 metre genişliğinde taş ve kaldırımla döşenmiştir; ortasından tek parça bloklarla örtülmüş büyük kanalizasyon geçmektedir. Iki yan boyunca dizilmiş, ev, depo ve dükkan olarak kullanılmış, traverten dorik düzeninde bir fasadla bütünleştirilmiş mekanlar açılmaktadır. Cadde, mimari karakterini bakımından, Roma kentinin anıtsal girisini olusturan Frontinus Kapısıyla beraber organik olarak bir tek projenin içine yerleştirilmiş gözükmektedir.

Üç gözlü kapı, traverten düzenli bloklardan inşa edilmiş ve daire planlı iki kuleyle desteklenmiştir. Fasad üzerindeki mermer Asia prokonsulü Sestus Julius Frontinusa, İmparator Domitianusa ithaf edilen anıtsal yazıt, kapının ve caddenin inşa tarihini İ.S. I. yy.ın sonuna gitmesine olanak verir.

 
Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism

Pamukkale Thermal Tourism


ZİYARETÇİ SAYISI

Bugün35
Dün77
Bu Hafta279
Bu Ay2866
Toplam369735

PAMUKKALE THERMAL TOURISM